Yazılar

Laparoskopi Nedir?

Laparoskopi, karın cildine büyük kesiler açmadan deri üzerinde açılan küçük kesiler ile karın boşluğu ve pelvis içine ulaşılmasını sağlayan cerrahi bir yöntemdir. Küçük minimal cerrahi ya da kapalı ameliyat tekniği olarak da bilinen laparoskopi, laparoskop ismi verilen aletler yardımı ile gerçekleşir. Laparoskop, uç kısmında yer alan yüksek çözünürlüklü kamera ile karın ya da pelvis içinin, çok rahat görülebilmesi imkânı sunar.

Kameradan elde edilen görüntüler monitör üzerine yansıtılır. Cerrah monitörü  takip ederek karın içerisine ilerletilen özel cihazların yardımı ile karın içerisinde gerçekleştirilmek istenen operasyonları yapabilir.

Laparoskopi Ne İçin Yapılır?

Karın ya da pelvis içerisinde oluşmuş birçok hastalığın teşhis ve tedavisinde laparoskopi tekniğinden faydalanılabilir. Özellikle jinekoloji, üroloji ve genel cerrahi birimleri bu teknikten yararlanan alanlardır. Jinekolojik açıdan Laparoskopik operasyonların uygulandığı durumlar şu şekilde sıralanır;

  • Yumurtalıkta yerleşmiş dermoid kist, çikolata kisti gibi yapıların alınması
  • Uygun boyut ve yerleşimdeki miyomların alınması
  • Tüplerde hidrosalpenks ya da dış gebelik gelişmesi halinde
  • Kanser tedavisinde,
  • Rahimin alınmasını gerektirir hadiselerin varlığında

Tedavinin dışında hastalığın teşhis aşamasında da laporoskopi tekniğinden faydalanılır. Açıklanamayan kadın kısırlığı, karın ağrısı gibi durumlarda teşhis amaçlı laparoskopiden faydalanmak gerekebilir.

Laparoskopi Nasıl Yapılır?

Laparoskopi genel anestezi eşliğinde yapılan bir operasyon çeşididir. Hastaların operasyon evvelinde anesteziye uygunluk açısından değerlendirmesi yapılır. Operasyon yapılamasına 6-8 saat kala hastanın yemek yemeyi ve su içmeyi bırakması gerekir.

Operasyona başlama esnasında cerrah tarafından karın duvarına, bir ya da birkaç ufak kesi yapılır. Açılan kesilerden laparoskop ve diğer cihazların kullanılabilmesi için gerekli trokarlar  yerleştirilir. Karın içine verilen karbondioksit gazı daha iyi bir görüş ve hareket alanı elde edebilmek için kullanılır. Tam görüntüleme gerçekleştiğinde gerekli tedavi ve müdahaleler trokarlardan geçirilen  cihazlar yardımı ile gerçekleştirilir.

Laparoskopi Sonrası İyileşme

Laparoskopik cerrahide, klasik cerrahi tekniği kıyasla iyileşme süresi çok daha kısadır. Genel anestezi uygulaması sebebiyle ilk saatlerde hastalarda mide bulantısı kusma ya da halsiz hissetme gibi semptomlar görülebilir. Bu sebeple hastalar çoğunlukla birkaç saat hemşire gözetiminde bekletilir. Hastaneden ayrılmadan evvel hastaya kullanması gereken ilaçlar, sakınması gereken durumlar hakkında doktor tarafından gerekli bilgiler verilir.

Günümüz şartlarında Laparoskopi esnasında açılan kesiklerin dikişlerinde çoğunlukla kendinden eriyen dikiş iplikleri kullanılır. Bu yöntemle yapılmayan dikişler için ameliyat sonrası dikişlerin alınması için randevu verilir. Operasyon sonrası ilk birkaç gün boğaz ağrısı, karın ağrısı, omuz ve sırt ağrısı olması normaldir.

Laparoskopi Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Doktor tarafından verilen tavsiyelere uygun olarak, belirli bir süre dikiş bölgelerine su değdirilmemesi ve bazı fiziksel aktivitelerden kaçınılması önemlidir. Günlük yaşama ve iş yaşamına dönme zamanları laparoskopi işleminin hangi nedenle gerçekleştiğine göre farklılık gösterir. Teşhis amaçlı yapılan Laparoskopilerde 5 ya da 7 gün içerisinde hastalar normal yaşamlarına dönebilir.

Laparoskopi yapıldıktan sonra kişide eğer ateş, karın ağrısı ve kusma, normal dışı vajinal akıntı, kesiler  etrafında kaşıntı şişlik ve akıntı gibi sorunlar yaşayan olursa kişinin, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurarak yardım alması gerekir. Ameliyat esnasında karının şişirilmesi için verilen gazın bir kısmı vücutta kalabilir. Bu sebeple gaz sancısı, omuz ağrısı ve karın krampları olabilir.

Laparoskopi Sonrasi Omuz Ağrısı

Laparoskopi, minimal invaziv bir cerrahi işlem olarak, günümüz tıbbının en önemli uygulamalarından biri haline gelmiştir. Ancak bu işlem sonrası bazı kişilerde “laparoskopi sonrası omuz ağrısı” adı verilen bir durum meydana gelebilmektedir. Bu yazımızda, laparoskopi sonrası omuz ağrısı neden olur, nasıl geçer ve ne tür önlemler alınabilir üzerinde duracağız.

Öncelikle, laparoskopi sonrası omuz ağrısı hakkında biraz bilgi vermek gerekir. Bu durum, genellikle laparoskopi işlemi sırasında karın boşluğuna verilen karbondioksit gazının, diaframı tahriş etmesi sonucu ortaya çıkar. İşlem sonrasında bu gazın vücuttan atılması bir süre alabilir ve bu süre zarfında omuzda ve özellikle sağ omuzda ağrı hissedilebilir. Bu durum, “laparoskopi sonrası sağ omuz ağrısı” olarak da bilinir.

Peki, laparoskopi sonrası omuz ağrısı nasıl geçer? Bu ağrının geçmesi genellikle birkaç gün sürer çünkü vücut, karın boşluğunda kalan gazı doğal yollarla atar. Ancak, bu süreci hafifletmek ve ağrıyı azaltmak için birkaç yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemler arasında ağrı kesiciler, ısı uygulamaları ve hafif egzersizler sayılabilir. Özellikle hafif egzersizler, gazın vücuttan atılmasını hızlandırmaya yardımcı olabilir.

Ameliyat sonrası omuz ağrısı, laparoskopik operasyonlardan sonra sıkça görülen bir durumdur. Ancak unutulmamalıdır ki, bu ağrı genellikle geçicidir ve ciddi bir sağlık problemi olarak değerlendirilmez. Ağrı, birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçmeyen durumlarda veya ağrının yoğunluğu arttığında, mutlaka bir sağlık profesyoneli ile görüşülmesi önerilir.

Laparoskopi sonrası omuz ağrısı, genellikle karbondioksit gazının vücuttan atılmasıyla geçen geçici bir durumdur. Ancak bu ağrıyı hafifletmek ve daha rahat bir iyileşme süreci geçirmek için doktorunuzun önerilerine uymak önemlidir. Unutmayın, sağlığınız her zaman önceliğiniz olmalıdır.

İletişim Bilgileri

Yazar: Prof. Dr. Mehtap Polat
Telefon: +90 530 011 41 33
E-Posta: [email protected]

 

Prof. Dr. Mehtap Polat

18 yılı aşkın meslek hayatım boyunca mesaimin neredeyse tama yakını bebek sahibi olmak isteyen çiftlere yönelik tedavilerle geçti. Çocuk isteği olan ve tedavi gereği olan çiftlerin bu süreçte ne kadar kırılgan, naif ve hassas olduklarının farkındayım. Bu nedenle hastalarımla yaptığım ilk görüşme anından itibaren, kendilerine olabilecek en yüksek başarı oranını sunmak için bilimsel veriler ışığında güncel, kaliteli, özenli ve çifte özel bireyselleştirilmiş tedavi uygulamanın gayreti içindeyim..

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu